KORUMAK NASIL BİR ŞEY? - Haziran 2017

Bu yıl Mayıs ayı sonunda ABD’nin Denver şehrinde, hidroelektrik enerji ile ilgili çok önemli bir toplantı düzenlendi.  Orijinal ismi “HYDROVISION” olan bu etkinliğe benim de Üniversitemin kısmı desteği ile katılma ve bir oturumda konuşma yapma fırsatım oldu.  Su ve enerji sektöründe çok önemli uygulama ve yeniliklerinin sunulduğu bu Sempozyuma 2000’de fazla katılımcı vardı ve katılımcıların birbiriyle diyalogu da görülmeye değerdi.  Sunumlar ve özellikle paneller, sorunu olan kurum ve kuruluşlar ile özel baraj sahibi kişi ve şirketlerinin sorunlarını çözmeye yönelikti.  Ayrıca 200 yakın firmanın katıldığı Fuar’da sistemin bir parçası olarak çok iyi tasarlanmıştı.  Fuara katılan firmaların, bildiri oturumlarında ve özellikle panellerde yer alması da etkinliğe ayrı bir güzellik sağlıyordu. 

Bu toplantıya dair söylenecek çok şey var. Ancak benim özellikle açılış oturumu çok ilgimi çekti.   Bu oturumda düzenleyici kuruluş’ un yönetici öncelikle konuştu.   Sonra o şehrin Su İdaresi Başkanı, Ordu Mühendislerinden ve Su İşleri Teşkilatından birer yetkili konuştu ve ayrıca su kaynaklarının kullanımı ile ilgili ABD ve dünyadaki durumu özetleyen çok bilgilendirici bir sunu yapıldı.  Bu sunundan öğreniyoruz ki; ülkede kullanılan hidroelektrik gücün yakın bir gelecekte rüzgâr elektrik gücünün altına gerileyeceğidir.

Açılış oturumunda bu konuşmalardan sonra ilgimizi çeken en önemli etkinlik ödül törenleriydi.  Toplantıda daha önceden terkedilmiş HES’lerin güncellenerek yeniden üretime kazandıran firma veya kişilere ödül verildi. 4 MW Kurulu güce kadar olan eski santrallerin son yılda güncellenenleri arasında 0.5MW (500 kW) kurula güce sahip iki ortak kişi ödüllendirildi.  Bu kişilerin konuşmaları da ilginçti.  Biri, “su doğal kaynak ancak doğru kullanılabilirse etkili” demişti.   

Bu ödül töreninde hemen ülkemizde yaşadığım bir durum göz önüme gelmişti. Üniversite’min Ziraat Fakültesi dekanıydım.  Sonradan Fakültenin devamı şeklini alan zamanın araştırma enstitüsünün uygulama çiftliği içinde 1900 yılların başında Almanlar tarafından kurulmuş bir HES vardı.  Tesadüfen gördüğüm bu HES, tabii uzun yıllar önce terkedilmişti.  Sakarya nehrinden kanalla alınan su hemen yanında akıyordu. Ama santral çalışmıyordu.  Birden gözlerim parıldadı.  Kabaca bir hesap yaptım.  Yaklaşık 2.0 MW Kurulu güç oluşturulabilir ve yakındaki ilçenin elektrik enerji ihtiyacın temin edebilirdi.  Konuyu ilgililere aktardım.  İlgi duyulmadı.  Bütün ısrarıma rağmen mevzuat ve vizyonsuz yöneticiler beni tuş etmişti. 0.5 MW kurulu güce sahip eski bir santralın kişi başı milli geliri bizim 3-4 katımız olan bir ülkede güncellenip çalışır hale getirmesinin ödüllendirdiğini duyduğumda gözlerim yaşardı. Doluktum. Sonra da yanımdaki Amerikalıyı rahatsız etmemek için hızlıca koridora çıktım ve hıçkıra hıçkıra ağladım.

Bu etkinlik sırasında Fuarı sık sık ziyaret ettim. Ziyarette çok büyük kurum ve kuruluşlar olduğu gibi küçük şirketlerinin de olduğunu gördüm.  Hatta bazı şirketler birleşerek bir reyon oluşturmuşlardı.  Ama her şeyden önemlisi, sektörde önde yer alan ABD, Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin ilgili kamu kurumları Fuarda yer alıyordu.  Bizim ülkeden ise ne bir kamu kurumu ne de bir şirket vardı. Üzüntü verici ama bu durum bir gerçek olarak önümüzde duruyordu.

Hayırlısı diyelim.   Günlerimiz hep bu temenni ile geçiyor.   Bir şeyler yapmak lazım. Bugüne kadar reklam mahiyetindeki çıkışları çok gördük. Çalışmaların, öze dönük olması ve özeleştiri bazında başlayarak gelişmesi gerekiyor.  Birinin sihirli bir değnekle dürtelemesi lazım galiba.

Selam ve saygıyla.

 

Prof. Dr. Hasan TOSUN

Eskişehir Web Tasarım